| Öğrenci Velisi
Okumak istiyordu. Kayıt için biraz para lazımdı. Dedesinden istedi. Dedesi para yok diye azarladı. Annesinden ve amcasından bir miktar para temin edebildi. İlçeye`ye gitti. Fotoğraf çektirdi, evraklarını tamamladı. Bir okulun kapısından ürkek adımlarla içeriye girdi. Cüsse itibariyle çelimsiz biriydi zaten. Koridorda, merdivenlerin başında ne yapacağınını, nereye gideceğini düşünürken hafiften kelleşmiş orta boylucuna , biraz şişman, takım elbiseli, kravatlı, çakır gözlü bir adam merdivenlerden aşağıya doğru indi. çocukla göz göze geldiler. --"Ne var oğlum?" dedi çakır adam çocuğa. --"Kayıt yaptırmak istiyorum da öğretmenim" dedi çocuk. --"Velin nerde?." --"Velim yok öğretmenim. köyden geldim. Buradan birisi oluverse". --"Hayır. Biz olamayız. Anan, baban veya yakın akrabandan birisi olacak." Çocuk üzgün bir şekilde oradan ayrıldı. Hükümet konağının önündeki parka gitti. Kuytu bir kenara çekildi. Düşünmeye başladı. Ümitsizliğe kapıldı. Ağladı... Ağladı.. Öğleden sonra oldu. Şansını tekrar denemeye karar verdi. Mutlaka okumak istiyordu. Düşünceli, çelişkili ve ümitsiz adımlarla yavaş yavaş yürümeye başladı. Bir gürültü onu düşüncelerinden ayırdı. Sağına doğru baktı. Bir matbaa`nın önündeydi. Kocaman bir makine kağıtları bir taraftan alıyor, öbür tarafa bırakıyordu. Camdan ilgiyle seyretmeye başladı. Bu arada matbaacı çocuğun ilgisini fark etmiş, çaktırmadan onu izliyordu. Sonra çalıştığı yerden doğruldu ve kapıya yöneldi. Çocuk irkilerek yönünü değiştirdi ve yürümeye başladı. Matbaacı arkasından seslendi, --"Delikanlı!". Çocuk durdu ve matbaacıya baktı. --"Gel çay içelim" dedi güleç bir tavırla matbaacı. Genç, uzun boylu, sarışın, kuvvetli biriydi. Çaylarını içerlerken öğleden önce olanları anlattı çocuk. --"Ben velin olurum" dedi matbaacı. Çocuk şüpheyle baktı matbaacıya ve az önce anlattığı, çakır adamın dediklerini tekrarlamaya başlayacaktı ki, --"Dayısıyım" deriz dedi matbaacı. Sen orasını bana bırak. |